Amok Koşucusu – Kitap Özeti – Stefan Zweig

Amok Koşucusu kitap özeti, Stefan Zweig, kitap özetleri, amok nedir?

Amok Ne Demektir?

Psikiyatrik bir hastalık olan Amok hastalığı, kişilerde aniden gelişerek bir anda ortaya çıkan bir çeşit bilinç kaybı ve cinnet halini ifade eder.

Disosiyatif olarak da isimlendirilen bu hastalık ilk kez on sekizinci yüzyıl içinde ilkel kabileler arasında gözlenmiştir.

Orta ve Güneydoğu Asya, Filipinler, Papua Yeni Gine, Porto Riko, Malezya gibi yaşam koşullarının zor olduğu yerlerde hastalık yoğunluklu olarak görülür.

Bu özel durum altında olup silahla veya bir araçla suç işleyen, toplu öldürme ya da yaralamalarda bulunan kişiler “amok koşucusu” tâbiriyle tarif edilir.

Amok Koşucusu Kitap Özeti

Amok Koşucusu Kitap Özeti
Stefan Zweig. Kitap Özetleri. Amok Koşucusu Konusu. Amok Nedir? Modern Klasik Kitaplar. Kitap Özeti. Amok Koşucusu ne demek
Amok Koşucusu Kitap Özeti

1912 yılının mart ayında Napoli limanında, bir transatlantiğin yük boşaltma işlemi sırasında bir kaza meydana gelir. Oceania isimli bu geminin yolcuları o esnada kafelerde ve tiyatrolarda olduğundan haberleri olmaz.

Bir yolcu, Kalküta’daki bir gemi acentesinde Avrupa’ya dönüş için geminin ortasında, konforsuz, güvertenin hemen altında bir kamara ayırtır.

Üç günde güvertedeki kalabalıktan ve aynı insanları görmekten sıkılıp, rahatça düşünmek için uyku saatlerini değiştirip öğleden sonra uyuyup gece uyanmaya karar verir.

Gece yarısı güvertede yürüyüp bordaya ulaşır ve orada bir yer bulup oturur, düşünmeye başlar.

Sonrasında yanında karanlığın içinde birisinin daha oturduğunu fark eder. Bir sigara yakar, sonrasında özür dileyip kalkıp kamarasına doğru yol alır.

Gördüğü adam da arkasından gelmiştir ve kimseye bu gece onu orada gördüğünden bahsetmemesini ister.

Ertesi gün yüne günün geçmesini bekler ve gece olunca güverteye gidip o adamla karşılaşmak ister.

Gece olunca yine oraya gider ve adam orada piposunu içmektedir. Adam ona bir şey anlatmak istediğini söyler.

Ona doktor olduğunu ve hastanede çalışırken bir kadın vakayla karşılaştığını, bu kadının sevgilisini çileden çıkardığı için adamın onu silahla vurduğunu ve kadının kendisini de kısa sürede delirttiğini söyler.

Bu kadın için hastanenin parasına el uzatmıştır ve kariyerinin bu sebeple son bulduğunu belirtir.

Daha sonra Hollanda hükümetinin sömürgelerde çalıştırmak üzere doktor aradığını ve yüklü miktarda avans verdiğini anlatır.

Bu işi on yıllığına kabul edip aldığı paranın yarısını amcasına verdiğini diğer yarısını da başka bir kadına kaptırdığını beş parasız yola çıktığını anlatır.

Hindistan’ın ücra bir bölgesinde, ormanlar, çalılar, bataklıklar, tarlalar arasında sekiz yılını nasıl doldurduğunu ve eğer anlatacağı olay olmasaydı emekli olabileceğini belirtir.

Bir gün zengin bir İngiliz kadının kendisini ziyaret ettiğini, mağrur ve hesapçı bir tavırla gebeliğine son vermesini istediğini bunun karşılığında da Hollanda’da bozdurabileceği bir çek vereceğini söyler.

Kadının bu tavrından rahatsız olur, aynı zamanda etkilenmiştir, ona yardımcı olacağını ancak kendisine karşı kibar olup ricada bulunmasını ister.

Ayrıca bu tarz kadınlardan hoşlanan ve yıllardır beyaz bir kadın görmemiş olan adam onunla birlikte olmak istediğini ima eder.

Bunun üzerine kadın kapıyı çekip çıkar ve şehre doğru yol alır, adam sonrasında arkasından adeta bir amok koşucusu gibi gitse de yetişemez.

Geri döner eşyalarını toplar ve ilk trenle kadının yaşadığı şehre gider. Kadının evinin adresini, kim olduğunu, kocasının iş icabı başka bir ülkede olduğunu ve cumartesi günü gemiyle döneceğini öğrenir.

Evine gider ve görüşmek ister ancak kadının hizmetçisi müsait olmadığını söyler.

Bir otel bulur geceyi orada geçirir, ertesi gün daha önce ameliyat ettiği belediye başkan yardımcısından kendisini bu şehre ataması için ricada bulunur.

Başkan yardımcısı bunu hemen yapamayacağını, ormanın içinde onun tek başına sıkıldığını ve bu halini anladığını söyleyip, onu akşamki baloya davet eder.

Baloda doktor, kadınla karşılaşır. Ondan rahatsız olan kadın erken ayrılmak için salondan çıkarken adam kadının peşinden koşar bütün salon ona bakar. Kadın kapıda ona dönüp yüksek sesle: “ah doktor oğlumun reçetesini şimdi hatırladınız..” der. Adam da cebindeki not defterinden boş bir yaprak koparıp kadına uzatır.

Ertesi gün odasında kadına mektup yazıp, affedildiğine dair bir cevap istediğini, aksi halde akşam yedide kendini vuracağını söyler.

Üçü yirmi iki geçe Çinli bir çocuk ona bir not getirir. Notta: “Çok geç. Ama siz orada bekleyin. Belki sizi ararım.” yazmaktadır.

İlerleyen saatlerde kapı çalar, kadının uşağı ona hemen gelmesini söyler, hazır bekleyen küçük bir arabaya binip, şehrin içine doğru ilerleyip, eski köhne bir binanın önünde dururlar.

Girdikleri dükkânda kadın yüksek ateş ve kanamayla yatmaktadır, sırrını saklamak için kendini Çinli bir kadının ellerine teslim etmiştir.

Apar topar kadını sedyeye alıp evine götürürler. Tüm çabalarına rağmen kadını kurtaramaz.

Daha sonra hükümet doktoru gelir, kadının sırrını ve onurunu korumak adına bu doktora bir hafta içinde Hindistan’ı terk edeceğini söyler ve sahte rapor düzenlemeye onu ikna eder.

Daha sonra kadının sevgilisi sarışın genç, neredeyse çocuk sayılacak yaşta, bir subay gelir ve cesedi görmek ister. Doktor bu subaya doğru hikayeyi, onun çocuğunu taşıdığını, aktarmaz.

Sonraki günler adam bu subayın evinde beraber gizlenirler, kadının kocası döndüğünde ise anlatılan farklı olaylara inanmaz ve doktoru aramaya başlar. Subay ise adama kaçması için farklı bir isimle gemi bileti alır.

Olayları bu şekilde anlatan doktor kalkar ve kamarasına doğru gider.

Daha sonra İtalyan gazetelerinden öğrendiği üzere Napoli’de olan kazada, kadının bota indirilen tabutunun, sarkıtılmış ip merdivende, aralarında onu taşıyan kocasının da bulunduğu insanların üzerine ağır bir şey düştüğü ve hepsini denize düşürdüğüdür.

Gazeteler ip merdiven üzerine kendisini atan bir delinin olduğundan veya ip merdivenin koptuğundan bahseder.

Kurşun tabut ağırlığıyla denizin dibine batarken, kocası ve diğer taşıyanlar kendilerini kurtarır.

Doktorun cesedi ise liman civarında kıyıya vurur.

diğer özetlerimiz de ilginizi çekebilir!!

Satranç – Stefan Zweig

İnsan Ne İle Yaşar – Lev Tolstoy

Kızıl Veba – Jack London

İvan İlyiç’in Ölümü – Lev Tolstoy

Yorum Yazın